24 Haziran 2010

Kariyering

Moroning felsefesinin en birinci hareketi olan Vodafone ve Ernst & Young'u reddetme gafletinde bulunduktan sonra, uğruna terkettiğim sergiden de ses çıkmayınca kendimi Kariyer.Net'in şefkatli kollarına attım tekrar. Bugün 2 yerle görüştüm. DHL ve Oxygen. Ve bilmiyorum hala kalkan götümün inmeyişinden midir nedir sanki onları istiyor da ben nazlanıyormuşum havası vardı görüşmelerde. Hem DHL hem Oxygen çok kafama yattı, ama işte ikisinin de negatif yanalrı var, hatta birbirlerini tamamlıyorlar. DHL para veriyor, hatta garip bir formül önerdiler staj + saha + staj 3 aylık, ama sonrası yok. Oxygen ise harika bir gelecek vadediyor, ileride çalışam şansı sunuyor, üzerime çok yatırım yapılacak ama ilk 2-3 ay para yok =/ Para lazım ama =/

Ayrıca yarın Danone'da İK için mülakata giriyorum, ardından yine Oxygen'e gidiyorum. Rastgele bana \o/

22 Haziran 2010

One Love - 9

Geçen yıl Yasemin Mori ve Starsailor için, gayet müzikal sebeplerle gittiğim festivale bu yıl çalışan (Hayatiiiiiiiiiiiiiiii) olarak gittim, ne de olsa Ting Tings dışında gelen gruplar beni ilgilendirmiyordu. Bol bol foto çekildik, ne de olsa Hayatiydik. Bir çok kişiye aynı açıklamayı yapmak zorunda kaldık, omza almıyoruz, sıra beklemiyoruz gibi. Neyse paramı aldım, festivale beleş girdim, çok mutluyum \o/

Malum bizim iş saat 10da bitti, ucundan ting tingsi izlerken içkiyi biraz fazla kaçırmışım üstünüze afiyeeeet, biraz değilmiş ya baya fazla [efes musluğuna ağız dayamak nedir lağn !] İçimdeki apaçi falan ortaya çıkmış diyolar, ama biliyorum hep o viskinin yüzünden. Ben masum biralarımla gayet mutluydum. Ama komikti ya, bazı şeyleri kesik kesik hatırlıyorum. Milletin elinden biraları falan aldım, standdaki birine burası kasıyo msn var mı dedim, kustum falan. Tek kötü yanı ertesi günkü bütünlememe girememiş olmam ki kolay sormuş aq

15 Haziran 2010

:@

Kendime kızdım an itibariyle. Farkettim ki sırf üşengeçliğim yüzünden çoğunu tanımama rağmen takip ettiğim harika bloglardaki yazıları hiç okumuyorum, eminim bir çok şey kaçırıyorumdur. Artık daha sık okumaya çalışacağım, tekil hayatım minik bir devrim daha yapmak üzere yani \o/

Sıkı !

Az önce ananemler (anneanne, grandma) geldi, bilmiyordum geleceklerini sürpriz oldu. Sırf sadece hoşgeldin - melaba muhabbetinde takılı kalmayım diye, daha yeni dışarıdan geliyor olmama rağmen, "Hava nasıl ?" diye sordum, "Sıkı sıcak, dışarı çıkman !" diye cevap aldım. O an ananemi hala pek sevdiğimi anladım.

Koparılan Çiçekler

Artık herkes rahat olsun, dünyadaki bütün aksiliklerin, problemlerin, sorunların, ters giden şeylerin sebebini buldum: KOPARILAN ÇİÇEKLER

Bence bu harika bi' terapi, her suçu koparılan çiçeklere atarak tekil hayatımızın vicdanını rahatlatabiliriz. O çiçekler koparılmasaydı bööyle bööyle olmazdı diyebiliriz.

5 Kilo Vardır

Bendeki taşşak 5 kilo vardır bence. 2 yıldır alttan alttan aldığım Hukuk dersimin vizesine -harbiden- çalışıp 85 almıştım, hatta kesin artizlik olsun diye buraya da yazmışımdır. Neyse, final dönemi neye güveniyorsam Hukuk'a girmedim (hukuğa değil) aynı gün başak bir finalim vardı diye kendimi avuttum. Geldi çattı büt günü. Zaten 5 bütüm var, içlerinde en geçilebilecek olan bugünküydü ama ben 1buçuktaki sınav için 1i 10 geçe motoruna bindim lan ! Nedir bu rahatlık olum ? Cidden o 5 kiloyu ameliyatla aldırmayı düşünüyorum artık, 2 kiloya indirseler yeter =/

Dippest note: Sınava 10 dakiak geç girdim, süre zaten 25 dakikaymış vee vee vee en az 70 bekliyorum \o/

3 Haziran 2010

Ütopyalar Güzeldir

Ütopya lafı, sanırım antik Yunan bilmem nesinden günümüze gelmiş. Plüton ya da başak bir filozofun kurmak istediği yaşam biçimi sanırım, bunun için hiç araştırma yapamam şimdi. Önemli olan günümüzde nasıl kullanıldığı. Aşırı, uçmuş, gerçekleşmesi zor hayallere, hatta bunlar tekil hayatlarla ilgili olsa dahi günümüzde ütopya damgası rahatlıkla vurulabilir. Çok resmi girizgahtan sonra dökmeye başlıyorum içimi.

Çoğu insan sever hayal kurmayı. Bazıları gerçekleşecek, gerçekçi olan hayalelr kurar bazılarıysa sadece temennilerinden oluşan bir yapı inşa eder zihninde. İkinci şıkkı seçenlerin sonu haliyle iyi olmaz, ama bazen insan bunu bile bile körü körüne kaptırır kendisin tekil hayatının ütopyasına. Çünkü anlayamazsın bazen her şeyi, çok kaptırmışsındır kendini, sağlıklı düşünmekten aciz hale gelmişsindir. Sana göre plan, gerçekte ise ütopya olan o amaca ulaşmayı o kadar çok istersin ki görmezsin etrafını. Şimdi bu kadar laftan sonra hala ütopyalar güzeldir demek mallık olsa da buna da "mallık güzeldir" teziyle karşı çıkarım ! Ütopyalar bal gibi güzeldir. Bu pislik, fazla gerçekçi, yaralayıcı dünyadan bir an için de olsa kaçmamızı sağlarlar. Bırakın ütopistler [ben uydurmamışımdır umarım] istedikleri gibi cirit atsınlar tekil hayatlarının ütopyalarında. Ne güzel demiş Mor ve Ötesi 23 adlı şaheserinde "Lütfen beni uyandırma !" ama onlar da gerçeğin dayanılmaz cazibesine kapılmış olacaklar ki şarkının içinde tekrardan bu kez "Lütfen beni hemen uyandır" diyorlar. Sanırım uyanıp uyanmamak biz tekil hayatlara kalmış. Bol ütopik günler...

Alttaki videodaki şarkının adı Ütopyalar Güzeldir, dağılan Anima'nın solisti Ceylan Ertem söylemiş. Azıcık araştırma yaptım, aklımda kalanalrı yazayım: Şarkı aslen Fransızcaymış, Ferhan Şersoy, Ferhangi Şeyler'de bu şarkıyı söylermiş hep. [ya da başkası söylermiş] Sözleri pek naif, vurucu.

Düşten de mor bir aşkı, yaşadın da gittin yar
Bir gittin ki sus oldu, pusa büründü hisar
Bir vapur dumanıyla sanki gelecek gibi
Bir gün gelecek elbet, ütopyalar güzeldir
Onu bana verseler vermeseler ne yazar
Ben bir kadın sevdim ki evim artık gül kokar
Bir vapur dumanıyla sanki gelecek gibi
Bir gün gelecek elbet, ütopyalar güzeldir