lost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2010

Bu Gidiş Nereye Jack ?



Jack is back dedik, ilk sezonlardaki ruhu yakaladık dedik, oley dedik ama son bölümde neler yaptın sen öyle Doktor ? Nedir bu kadercilik ? Yoksa "aday" olma hırsı mı ağır bastı ha ? Koltuk sevdası değil mi itiraf et. Gerçi henüz bilmiyoruz doğru mu yaptın yanlış mı ama şunun şurasıdna öğrenmeye 6,5 gün kaldı.

Bu bölümün bomba sözü, Locke: "Endişelenme Jack, artık benimlesin." olsun.


Dippest note: Benjamin'siz bölümler pek yavan, nerede o eski sezonlardaki çakal Ben !

18 Şubat 2010

Lost Nereye gidiyor ?

Son 2 bölümdür sadece son 5-6 dakika gerçek Lost gibi. İlk 35 dakikayı izleyenler kendilerini One Tree Hill'de falan sanırlar heralde. Yok kadermiş, yok duygusalllıkmış bize ne ki bunlardan ! Kafamın eskisi gibi sorularla dolmasına bile razıyım yeter ki Lost stilini değiştirmesin. Ne umutlarla beklediğim Locke odaklı bölüm bile insanları zırlatmaya yönelik çabalarla doluydu, olmuyor böyle J.J. Abrams, özüne dön ! Şunun şurasında 11 bölüm kaldı büyük finale, bu zırvalıklarla zaman kaybederek nasıl her sorunun cevabını vermeyi düşünüyorsunuz ?

4 Şubat 2010

İzledik Sonunda, Mutlu Muyuz ?

9 aydır bekle, son 2 ayı teker teker günleri sayarak geçir, 3 Şubat günü gelip çatınca zar zor indir, 82 dakika boyunca ekrana kilitli kal, sonuç: yine bir bok anlamadık!

Bu sezon nasıl final sezonu olacak, hala cevaplanmamış binlerce soru var, eski sorular yetmiyormuş gibi her yeni bölümde yeni sorular ekleniyor zihinlerimize, bence dizi bitse bile hala bir sürü cevapsız soru kalacak, dizi bitecek ama biz hala hiçbir şey anlamamış olacağız, ne biçim de komik olurdu öyle olsaydı.

Şimdi gelelim naçizane bu bölümden anladıklarımıza: Öncelikle ilk dikaktimi çeken şey bu bölümdeki 2 önemli “ölümden sonra hayat” vurgusuduyu. Lost’un her zaman kaderle iç içe olan bir dizi olduğunu biliyoruz, ama daha önce hiç bu kadar keskin vurgular olmamıştı. Sayid’in ölüm döşeğindeyken söyledikleri ve Locke ile Jack’in Christian hakkındaki diyalogları oldukça manidar, ileride –umarım- çıkar kokusu. Ulaşabildiğimiz birkaç bilgiden biri de “Black Smoke”un kimliği oldu, hiç aklıma gelmezdi ! Ayrıca Juliet’in akıbetini de öğrendik. Juliet demişken, Miles aracılığıyla söylediğini öğrendiğimiz “It worked” lafı sanırım dizinin finalinin temelini oluşturacak.

Lost bu, cevaptan çok sorular bulmaya alışığız, benim aklıma gelen ilk soru Desmond’un uçakta ne aradığı ayrıca o hostes de yine önemli biri olacak sanırım. Ayrıca Tapınak’ın da ne olduğunu öğrendik, başımız göğe erdi ! Öğrenmez olaydık.

Hurley ve Miles’ın ölülerle ilgili olan yetenekleri de bu bölümde ön plandaydı. Lost’un finalini hep doğaüstü olaylara karışılmadan açıklanacağını hayal etmiştim ki artık bunu imkansız olduğunun farkına varmaya başladım.

Önümüzdeki bölümlerde bizi yine flash forwardlı anlar bekliyor. Ne kadar anlamıyoruz diye sızlansak da hepimiz farkındayız, Lost’suz olmaz.

29 Kasım 2009

Flash Forward'daki Tanıdık Yüzler vol. 2ve3ve4




An itibariyle 7. bölüm de bitti ve bölüm sonunda bir tanıdık sima daha oltama düştü. Daha önce de sıkça görülmesine rağmen bu sefer daha belirgin bi sahnedeki görünce, Aaron'un kızı Tracy'nin, Supernatural'ın kötü Ruby'sinden (Genevieve Cortese) başkası olmadığını öğrenmiş olduk. İleriki bölümlerde daha çok görmek istiyoruz kendisini.

Ayrıca kaç bölümdür görüyorum da yazmayı unutuyorum. Yuva bozucu şerefsiz Lloyd Simcoe rolünde de Coupling'in -aksanına kurban olduğum- oyuncusu Steve'i (Jack Davenport) görüyoruz.

Yine bu yazıyı yazarken farkettim ki, esas oğlan Mark, Enemy At The Gates filmindeki Vassili'nin Tania'sına aşık komutan Danilov'un ta kendisi. (Tanıyacağımı biliyordum !)

Sayalım bakalım kaç yapmışlar: Olivia (Lost- Penny), Simon (Lost - Charlie), Maya (The O.C. - Theresa), Lloyd (Coupling - Steve), Tracy (Supernatural - Ruby), Mark (Enemy At The Gates - Danilov)

6'yı bulduk, dahasını isteriz.

Flash Forward

Daha başlamadan Lost etkisi yaratacak denen diziyi henüz bu bayram izlemeye başladım. Aynı yapımcılara sahip Lost'la birçok ortak yanı olan dizide şimdiye kadar 2 tane de Lost'tan oyuncu transferi görüldü. (Penny ve Çarli) Konu oldukça orjinal, hatta biraz fazla orjinal olmuş. Doğaüstünün sınırlarını ne kadar zorlayacaklar şimdiden merak etmeye başladım. (Supernatural, Lost, şimdi de Flash Forward; neye inanacağımızı şaşırdık) Ayrıca, benim cahilliğimden midir nedir, oyunculardan gözümün ısırdığı, "Oha şu adam/kadın" dediğim biri henüz çıkmadı; ama iğrenç sinema kültürümle söyleyebilirim ki "Çok iyi oynuyolar be !" Son olarak da Lost'çulardan beklenmeyen bir hamle, dizide muhteşem şarkıları çalıyor. İlk 3 bölümde birer şarkı benim keşif listeme eklendi bile. Ayrıca 3. bölümde Jeff Buckley de çaldı. Lost'un koskoca 5 sezonunda sadece 1 şarkı çalması (O da Washed Away !) nedeniyle bu diziden de keşif yapılası şarkıları beklemiyordum; ama çok iyi geldi. Ne de osla artık şarkı çalmayan diziler izliyoruz, nerede o eski The O.C., One Tree Hill günleri...